Nilgun Gunaydin

by

Kırsalda Yaşam

“ Kırsalda yaşamak zor” diye bir program var sanırım Dmax’te, böyle dağın başına, ya da cehennemin dibine gidip yerleşenlerin çektiği zorlukları anlatıyor. Bizim yerleştiğimiz yer öyle değilse de, tabii ki bazı zorlukları var. Saklıköy’e taşınalı sessiz sakin bir kaç günümüz olmuştur , kabul ediyorum, ama her gün ayrı bir heyecan yaşadığımız da kesin gibi. Kırlık

by

Her Adımda Bir Nefes

Geçen gün pandemi bunalımı üzerine düşünürken içimin gençliğimde olduğu gibi heyecan ve mutlulukla dolmadığını düşündüm birden. Mutsuz olduğumdan ya da şükretmediğimden değil, ama ara sıra böyle içime kuş kaçmış gibi hissedip, sevinirdim. Öyle belli bir nedenle de değil, birden yaşamı kucaklamanın mutluluğuyla sarhoş olurdum sanki, uzun süredir böyle hissetmiyorum , “ Yaşlanmaktan mı, nedir ?”

by

Nazire Annem

Nazire annem öte aleme göçeli bugün bir yıl oldu. Ölümü istediği gibi çekmeden, çektirmeden, aniden oldu. Böyle olduğunda geride kalanlar için çok zor oluyor. Kendisi ölenin ardından çok ağlanmasını hoş gören bir insan değildi. İnançlıydı çünkü, aslına geri döndüğüne inanırdı ölenlerin. Biz ardında bıraktıkları da onun çok iyi bir yerde olduğuna eminiz, ama işte ayrılık

by

Gündelik İşler

“Bu da konu mu, herkesin yaptığı işler bunlar!” diyerek küçümsemeyin sakın. Ömrümüzü yiyor bu işler de, bazen farkında bile olamıyoruz. Bu konuyu da kafama dün ütü yaparken taktım, kendimi ilk bildiğim günlere geri gittim, oralardan, günümüze kadar geldim. Şimdi bu işlerin içine ortalık temizlemekten, çöpü dökmeye, ütü yapmaktan, yemeğe, alışverişe gitmekten, dolap temizlemeye her bir

by

Çocuk romanımın kahramanlarını öldürüp,  yemeyin !

Kırsala çekilip, kapanınca nihayet iki ayrı çocuk romanımla daha ciddi uğraşmaya başladım. Farklı yaş gruplarına yönelik iki ayrı roman. Her gün az az yazıyorum ama, çok da hızlı gitmiyor. Bir gün yazdığımı ertesi gün beğenmeyip değiştiriyorum çünkü. Bir de her şey insanın istediği gibi gitmiyor. Okul öncesi için yazdığım kitap gelişip dördüncü beşinci sınıf düzeyine

by

Yapım gereği pek çok şey sinirimi bozuyor. Yani bardağın hep boş yarısını görenlerdenim aslında. Öte yandan çok gülen, gülümseyen bir insan olduğumdan, hayatı hep Pollyanna gibi karşıladığımı düşünür pek çok kişi. Halbuki çocukluğumda en çok sinir olduğum romandı. Annem de hep onu örnek verirdi bana. Daha o zamanlardan mükemmeliyetçi, hiç bir şeyi beğenmeyen, kontrol manyağı

by

Unutmaktan Korkmak

Bugün babamın ölüm yıl dönümü.Gideli 22 yıl olmuş. Onu hatırlamadığım bir gün bile yok. Bu aralar şehirden eski mektupları ve günlükleri getirdim. Zaten her gidişimde bir çok şey alıp geliyorum. Bu kışı büyük ihtimal ile Saklıköy’de geçireceğiz. Doğalgaz bağlanacak gibi. İlk kez bu kadar çok kalıyoruz burada. Sonbahar günlerinde nostaljik bir duygu durumu içinde okuyup

by

Kısa Kısa

Bu aralar yine okumaya, boyamaya daldım. Deli Ajumma blogu ile ilgilenip bununla pek ilgilenmemek üzüyor beni. O yüzden kısa kısa yazayım diyorum. Uzun süredir Saklıköy’deyiz. Uzun dediysem ilk defa bu kadar uzun süre kalıyoruz. Eğer doğal gaz işi hallolursa, belki kışın da burada kalabiliriz. Bunu en çok kediler için istiyorum. İlk eve kapanma dönemi panikleri

by

Defter Aşkına

Sonunda Saklıköy’de blog yazacak kuvvette internetimiz oldu. Ben de veranda da yazmaya koyuldum. Aslında evveliyatı okumayla başlıyor bu yazının. Sabah yağmur yağdı, hava da serin tam sevdiğim gibi. Kediler birer ikişer ziyarete geliyor, yemeklerini yiyip gidiyorlar. Nari’nin yavrusu annesinin kuyruğuyla oynayarak sabahımı şenlendirdi. Böyle özel anlarda Covid filan aklıma gelmiyor, mutlu oluyorum. Daha önce de

by

Korona Günlerinde  Sosyal Medya

Karantinada günler çok hızlı geçiyor. Bilmem sizin için de öyle mi ? Alerjimin azdığı günlerde aldığım Zaditen sağ olsun, hayatımda yedi sekiz saat uyuduğum zamanlar gördüm. “Ama bu kadar yeter artık almayayım.” dediğim andan itibaren yine eski uyuma düzenime geri döndüm. Bir de yatağın içinde döne döne, sağlıklı, kesintisiz bir uyku uyuyamıyorum. Uyandığımda saat herhalde