Nilgün Günaydın

by

Seoul'ü aheste beste gezmek

Hastaneden çıktıktan sonra gezimize kaldığımız yerden devam ettik. Ama önceden planladığımız Jeju Island ve Busan gezilerini es geçerek. Tabii ameliyatlı hastamızın yorulmaması için ağır çekim gezi planları yaparak. Daha önce Seoul’ün çoğu tarihi yerini ve müzelerini gezdiğimiz için, bu kez gitmediğimiz bir kaç yeri görmek ve sanki orada yaşıyormuşcasına sakince gezmek istedik. İlk ziyaret için

by

Que Sera Sera

Saklıköy’deki tatilime bir zorunluluk yüzünden erken son verdim. Bu işle ilgilenenlerin dediğine göre Çin Takvimine göre Ateş Maymun Yılı olan bu yıl, planlananların farklı şeylere evrildiği , ani değişimlere gebe bir yıl. Uyum sağlayamayanlar ise her zamanki gibi güçlük çekecek. Hepimizin de yakından izlediği ülkemizin durumu da pek çok beklenmedik olayla sarsıldı. Klasik bir söz olacak

by

Grip zamanları bazen haşlanmış harikalar diyarı ve dünyanın sonuna, kimi zaman da Kongwondo'ya  kaçmak

Bu yıl bir günden diğerine 10 derece farklılaşan hava koşulları hepimizi hasta etti. Nezle, grip olup evde olabilmek emekliliğin iyi yanlarından biri sanırım. Yoksa burnumu çeke çeke yollara düşmek zorunda kalacaktım. Burun damlası bağımlılığından kurtulmaya çalışarak, nefes almanın yollarını aramak, kutularca mendil harcayıp, her türlü meyve çayı denemek ne kadar tatsızsa, yatakta uzanıp kitap okumak,

by

Merak Ettiklerim "Ve rüzgarlı havalarda yağmur iğri yağar" *

  Her şeyi bir arada yapmak huyum nedense yazmak söz konusu olduğunda işlemiyor. Aynı anda bir kaç kitap okuyup, farklı el işleri yapabiliyorum. Bir kanepede örgüm, bir masada kabaklarım, diğerinde taşlarım olabiliyor. Her odada ayrı ayrı okuduğum kitaplar da var. Ne var ki, gün içinde bir yazı yazmışsam bir başka yazı yazasım gelmiyor. Bu aralar

by

Kore, Beşinci Gün

Seoul’deki son günümüzü Kore Savaş Anıtı ve Müzesini gezmeye ayırdık. Kore Savaşı, Kore Gazileri ülkemizde çok bilinen olaylar. 1950- 1953 yılları arasında Kuzey ve Güney Kore arasında yapılan savaşa bilindiği gibi Birleşmiş Milletlerin Güney Kore’ye asker göndermesiyle daha sonra da işe , Çin Halk Cumhuriyeti karışmasıyla, olay iyice uluslararası boyut kazanmıştır.  Bizde de ilk birlikleri güle

by

Kore, Dördüncü Gün

Bugün hedefimiz biraz daha tarihi mekan görmek. O yüzden saraylara ve Jongmyo tapınağına gitmek istiyoruz. İlk durağımız birbirine yakın iki saray.  Changdeokgung ve Changgyeonggung sarayları. Bunlar yalnızca bir duvarla ayrılıyorlar. İsimleri de birbirine benziyor. Birisi daha eski tarihli 1412’de yapılmış. ( Changdeokgung) diğeri ise 1483 yılında tamamlanmış. Saraylar çok sade, bir bizim saraylarımızı , bir de

by

Kore , Üçüncü Gün

  Valizlerimiz de geldikten sonra daha düzgün giyinebildik. Sıcak değil, soğuk da değil. Hava 16-20 derece civarlarında. Tam benim havam yani. Ben güneşten nefret ederim, güneşli sıcak havadan da. Nemden ne kadar nefret ettiğimi söylememe bile gerek yok sanırım. Deniz severim, ama güneşte durmadan girip çıkmalıyım. Zaten güneş alerjim de vardır. Tüm çocukluğum gözlerim ve

by

Kore, İkinci  Gün

Sabah erkenden kalktık. Otelin kahvaltısına bakalım dedik. Balık, pilav, çorba karman çorman bir büfe olduğunu görünce, “Sabah sabah bunlar nasıl yiyor bunları.” diyerek kendimizi dışarı attık. Otelimizin yakınında bizim Perşembe Pazarına  benzeyen bir yer var. Küçük bir takım dükkanlarda hırdavat gibi şeyler satıyorlar.O sokaktan geçip Uljiro metro durağına gittik. Kendimize metro kartı almak için makineye

by

KORE VE JAPONYA GEZİSİ / 2014 Ekim / İlk Bölüm

    KORE’YE GİRİŞ 101 / Birinci Gün Geçtiğimiz yıl Kore ve Japonya’ya gittik.  10 gün kadar kalmamıza rağmen şimdiye kadar o gezi ile ilgili bir şey yazamadım. Sanırım nedeni tam olmamış olmasıydı. Yani benim için o kadar yetersiz oldu ve eksik hissettim ki, bu geziyi ancak bir başlangıç olarak alıyor, devamının en kısa zamanda

by

Çay vakti ve Siyah-Beyaz Filmler

      “ Hepsi pompalanmışlar,”diyor. “ Hepsi pompalanmışlar.” Gülüşüyoruz. Beyazcamda bir Orhan Günşiray filmi var.” Filmde yaşayan adam kalmamış,” diyorum. “ Hepsi ölüp gittiler,”diyor. Her gün saat birde uğrardı. Öğle yemeğinden hemen sonra. Mutlaka pastaneye ya da bakkala uğrayıp Burak’a ,çikolata, sakız, bize de paskalya çöreği alırdı. Bazen de minik peynirli sandviçler. O saçaklılardan